Kesmeyen Gilette istemiyoruz!
Bir başka markanın başlıktan da anlayabileceğiniz gibi Gilette gerçekten çok büyük bir gaf yapıyor.Aslında onların da pek bir suçu yok gibi gözükse de buradan yeni bir ürün çıkardığınızda insanlara o ürünün nasıl kullanacağını anlatmanız gerektiğini anlayabiliyoruz.Lafı fazla dolandırmadan asıl olayın ne olduğuna gelelim.Gilette şirketi 1902 yılında güvenli jilet satmaya başladığında yüzlerce erkek bu ürünü almışlar.sonra da jiletleri sakallarını kesmediğini söyleyerek onları çöpe atmışlar.Gilette yetkilileri tabi daha sonra aferin onlara akıl etmişler ve de araştırmışlar ki neden müşteriler bu jiletleri çöpe atmışlar.Daha sonra da anlamışlar ki güzel müşterileri tıraş olmadan önce jiletin sarıldığı kağıdı çıkarmıyorlarmış,bu yüzden de sakallarını kesememişler haliyle.Gilett’i bu başarısından dolayı ve de merak etmeyen bu müşterileri de üstün zekalarından ötürü tebrik ediyoruz.Ama asıl olay tabiî ki de şirkette.Şirket çok büyük bir gerekliliği gözden kaçırmış olacak ki piyasaya yeni bir ürün sürdüğünüzde bu ürünü insanlara tanıtmak zorundasınız ki insanlar nasıl en verimli şekilde kullanabilirler kendi isteklerini ihtiyaçlarını istedikleri gibi tatmin edebilirler bunu bilmeliler.
Günümüzde diğer şirketler artık 100 yıl geçti tabiî ki de bunlardan ders çıkarmış olucaklar ki-çıkarmamış da olabilirlerdi-artık yeni bir ürün çıkardıklarında insanları her yönüyle nasıl kullanıcakları konusunda bilgilendiriyorlar.Nasıl kullanacaklarının yanında nasıl kullanmamaları gerektikleri konusunda da açık olarak bilgilendiriliyorlar.Örnek vericek olursak yeni bir ürün sayılabilecek Kosla OxyAction çıkarıldıktan hemen sonra tanıtıcı reklamlarla insanlar bilgilendirildi ve bir başka örnek de bir microdalga markası büyük bir davanın ardından microdalgada evcil hayvan kurutulmayacağını kullanım kulavuzlarına eklediler.
Siz siz olun yeni bir ürün çıkarıyorsanız piyasaya insanları her yönüyle bilgilendirin yoksa satışlarınızın kötü sonunu bir belediye çöplüğünde arıyor olabilirsiniz!;)
Pazartesi, Mayıs 25, 2009 Etiketler: onur ozten 1 Comments
Hayat içtikçe güzel!
İşte tam benim istediğim gibi esprili bir reklam yeni rakı özünü unutmadan yapmış ve benim büyük beğenimi topladı.Gerçi biraz çakma bir reklam olmuş görünen karelerin bir çoğu axe deodarant reklamından alınmış fakat ben yine de bağlantıları ve detayları çok beğendim.
Kahramanımız deniz kenarında daha doğrusu kumsalda direk dalgaların eşliğinde hafiften el radyosundan güzelce şakı eşliğinde rakısını yudumlamakta.Burada çilingir sofrası izleyiciye vuruyor adeta ve ‘Ah ulen!’ dedirtiyor.Daha sonra etraftan çok güzel bir sürü kız koşuşturuyor as adamımıza doğru her yerden.Deniz dağ tepe taş…Yavas yavas yaklaşıyorlar…Daha sonra ağabeymiz bunun farkına varıyor ve iyice keyfe geliyor.Daha sonra…Daha sonra mı?Onun izleyin ve sizin takdirinize bırakıyorumJ
Pazar, Mayıs 24, 2009 Etiketler: onur ozten 1 Comments
Pepsi Bu da Ne Demek Oluyor Şimdi?
Şimdi diyeceksiniz ki ne alaka tercümanlar pepsiye ne yapsın.Aslında öyle bir şey yaptılar ki zamanında garibim reklam giderleri Coca cola’ya bakıldığında zaten düşük kalıyor bir de yaptığı reklamlar yanlış yapılınca harcanan para bırakın boşa gitmeyi satışları da düşürüyor aynı zamanda.Yani gelen vurmuş giden vurmuş oluyor.Nasıl olduğunu anlatayım.Geçtiğimiz günlerde milliyet gazetesinde eğlenceli bir haber buldum.Haberde dünya salaklık tarihine geçenler başlığı vardı.E içinde bin bir salaklıklar olan bu haberi gülerek okurken birden sayfada Pepsi’nin de adını gördüm.Yazan habere göre pepsi zamanında bir reklam sloganında İngilizce dilde Amerika’da kullandığı sloganda şunu söylüyor : ‘Canlanın siz pepsi kuşağındansınız!’Şimdili sorun yok gayet de güzel bir slogan olmuş.Bildiğiniz gibi pepsi kendine bir hedef kitle buldu ve onları da gençlerden oluşturdu ki o kitleye odaklandı.Ve bu sloganında da ‘Yahu satışlar düştü pepsi neden almıyorsunuz gençler!’ diyemeyeceğine göre hem hatırlatma hem de bir silkinip kendinize gelin diyerek bir nida atmışlar ki aslında hoş da olmuş bakıldığında.Ama zaten sorun burada değil.Sorun peki bunu diğer dillere çevirince ne olmuşta.
Bu slogan Almanca’ya çevrildiğinde ‘Mezarınızdan diri olarak çıkın!’ olmuş.E yuh be kardeşim güzel tercüman arkadaşım el insaf!Hiç mi bakmadın sormadın sağına soluna nasıl oldu diye?Hoş mu şimdi hem öldürdün hem de öleni dirilttin.Hadi sen görmedin anlamıyorsun bu işlerden,e be sayın pazarlama sorumlusu sen de mi anlamadın ne yapmış adam diye.Böyle reklam sloganı mı olur demedin mi yahu.Tam bir fiyasko!Sanıyorum ki Almanya’daki tüketicilerin de pek hoşuna gitmemiş olsa gerek,bırakın pepsi almayı protestoya çıkmadılar inşallah,psikoloji bozucu bir olay.
Aynı slogan Çince’ye de büyük bir başarıyla ve güzellikle çevrilmiş.O da şöyle: ‘Pepsi atalarınızı mezarlarından çıkarır!’Vay be!Helal olsun!Atalarına bu kadar bağlı ve geçmişiyle gurur duyan bir kültürde ülkeye de böyle bir çeviri yakışırdı.Artık oradaki Çinli arkadaşlarımız ne yapacaklarını şaşırmışlardır.’Yahu içip canlandırsak da atalar gelse kurtarsa bizi,ya da içmesek de atalar görürse şu halimizi ne yaparlar?’ arasında kalmışlardır.Tabi işin şakası bir tarafa tam bir rezalet.Tamamen bir organizasyon bozukluğu ve de yönetim eksiğinin yanında denetim eksikliği var.Bir slogan ya da jingle bulunduğunda çevreden nasıl anlaşılabileceğine tüketicilerin gözünden bakarak anlamaya çalışmalıyız.Belki o güzel tercuman arkadaşlar böyle daha iyi olabilceğini düşündüler kendilerine göre fakat dışarıdan nasıl görüleceğini kaçırmışlar.
Sen sen ol başka dile çevirtirken sloganını tek tercümanda kalma güzelce araştır çevrene sor bir Pazar araştırması yap.Sonra bunlardan daha kötüleri başına gelebilir!Mesela ‘Öyle güzel tadı var ki bayıltmakla kalmaz öldürür!’Bir düşün ! :)
Pazar, Mayıs 24, 2009 Etiketler: onur ozten 1 Comments
Şişli ve Caddebostan’ı Alıyorum çek abi karttan tek slip!
Geçen haftalarda arkadaşlarla çalışmalardan sıkılıp bir evde bu grupça oynanan oyunlardan oynayıp vakit geçirelim dedik aklımıza tabi birkaç oyun geldi fakat en sonunda monopoly’de karar kıldık ki hiç birimizde yoktu.Neyse bir mağazadan monopoly almak için arkadaşlar yola çıktılar ve yeni bir monopoly’nin çıktığını söylediler.Küçük bir araştırmayla hemen ne olduğuna baktım.Yeni çıkan monopoly diğerinden biraz daha tuzlu olduğu için o zaman almadık ve incelemedim ben de.Daha sonra internette dolaşırken yine gözüme bir reklamı takıldı ve merak edip baktım.Yeni çıkan oyun bir yükseltme gibi monopoly visa.Adından da anlaşılacağı gibi içinde kredi kartı olduğu aşikar.Bu oyunda artık oyuncular ödemelerini kredi kartlarından yapıyorlar ve de nakit para kullanımı yok.Banka olan arkadaş karttan geçiriyor ve elektronik olarak orada bakiyesi basitçe yazıyor.İlk bakışta bir oyuna yenilik getirilmiş kağıtla uğraşmak yerine kolaylık sağlanmış aman ne güzel diye bakılabilir.Benim kötü niyetli düşüncemden midir bilmem fakat bana o kadar da masum gelmedi.Burada da bir sinsi pazarlama kokuları almıyor değilim.Neden derseniz:aslında açıkça insanları –ki bunların yaş sınırı 10 yanlış hatırlamıyorsam taş çatlasın 12 olsun hadi- daha küçükten bir kredi kartına alıştırma ve hayat boyu faize bel büktürme komplosu olabilir.Bilmiyorsanız söyliyim okuduğum bir habere göre güzel ülkemde toplam kart borcumuz 18 milyar $.Ekonomicilerin çoğu Türkiye’deki kültür değişiminin yarattığı sorumsuz ve bilinçsiz kredi kartı kullanma alışkanlığına veryansın ediyorlar.Geçen yıl kredi kartı borçlarımız 5 sene öncesi borçlarımızı 5’e katlamış dediklerine göre.E monopoly de bunu görmüş olsa gerek ki ne kadar kredi kartını sevdiğimizi değil oyunda gerçek hayatta da oyuncak gibi kullandığımızı görmüşler.Ki bundan önce çıkan krizlerde de sorunların hep içinde likitite azlığı bütün ticari olayların olmayan paralarla-somut olarak el değiştirmeme kastım- dönmesi yok muydu?Tabiki eksik olmuyordu da peki biz bu oyunla napıyoruz?Nakit kullanmadan sadece kredi kartıyla ödeme yapıyoruz genelde hep kullanılan bir zihniyetle.’Karttan çektirdim 5 taksit valla süper oldu!’ ‘E be aklını sevidiğim kart olunca ödemiycek misin bedava mı bu?’Bu soru akıllara genelde gelmez fakat banka ne zaman bilgilendirme ekstra falan gönderiri o zaman akıllar başa gelir.Ki halimiz de budur.Ve oyunun adına tekrar dikkat çekmek istiyorum sayın Visa ağabeymiz buna saolsun ‘Çocuklar,gençler eğlensin sevaptır!’ diye sponsor olmadı heralde.Oyunda kullanın kullanmaya alışın ki büyüyünce oyuncak gibi kullanın sonra da biz sizle oynayalım bakalım diye sponsor oldular.Belki biraz acımasız davranıyor olabilirim fakat ülkemizin durumu beni oldukça sinirlendiriyor.Ama şunu da takdir etmeliyim ki süper bir strateji karşısında durduğum bu ağabeymiz gerçekten çok zekice kurgulanmış bir strateji sahibi kutluyorum.Küçükten yetiştime işine girmişler uzun vadede getirisi gerçekten iyi olabilir.
Ne kadar satılmıştır bu yeni monopoly visa bilmem ama eğer gerçekten çok satıyorsa hiç şaşırmam slip attırmaya bayılan milletiz çünkü.Ama zaaflarımızı dışardan görüyorlar çok da sinsice bunları kullanıyorlar.Ben kredi kartı kullanmayı sevmeyen ve aslında gerçekten karşı biri olarak bu oyuna dikkat diyorum.Parayı hissedin alcaksanız da bizim gibi klasik şıngır mıngır paralarıyla monopoly klasik alınJ
Pazar, Mayıs 24, 2009 Etiketler: onur ozten 1 Comments
Burger King Facebook’a Savaş açtı,tarafını seç!
Geçtiğimiz günlerde nette dolaşırken gözüm bir habere takıldı.Habere göre 10 arkadaşını facebook arkadaş listenden sil Burger King’ten bir whooper kazan!Bu kampanya Amerika’da başlamış sadece orada yürütülüyormuş şu anda.İlk bakışta direkt olarak bir şirket diğerine savaş açmış gibi gözüküyor olabilir fakat işin biraz derinine indiğinizde bana göre gayet de güzel bir pazarlama stratejisi.Duruma baktığınızda diğer şirketi karalama politikası akla geliyor dediğimiz fakat asıl amaç unutuluyor.Burada Burger King kendi adından söz ettirmek istiyor tamamen.Bildiğiniz gibi ülkemizde de sık sık kullanılan bir jargon vardır: ‘Reklamın iyisi kötüsü olmaz!’ Sanırım Burger King de buna biraz hak vermiyor değil.Abilerimiz eminim ki çok ince düşünmüşlerdir ve böyle bir sonuca ulaşmışlardır.Aynı zamanda duru
ma baktığınızda FaceBook ve Burger King tamamen sektörün farklı taraflarında hizmet vermekteler ve bu sloganıyla Burger King aslında Facebook’a pek de zarar vermez ki Facebook da bunun farkında ki bu kampanyaya engel olmamış şimdiye kadar-tabi benim bildiğim kadarıyla- ki zaten gereksiz adamlar Facebook hesabınızı kapatın bedava yiyin demiyor sadece istedikleri 10 arkadaşınızı siliverin gitsin diyor.Burada başka bir olay daha devreye giriyor.Bir whooper için arkadaşınızı satar mısnız?Biraz sert oldu ama biraz da buraya gelmiyor mu sizce?Ama bu soru ne kadar kötü gözükse de Burger King yetkilileri eğer 10 arkadaşını silip kampanyadan yararlanmak isteyen müşterilirini görüyorsa eminim gözleri yaşarıyordur.Tabiki de bu insanlar ne kadar zalim diyerek değil kendi ürününün inanların arkadaşlarını silcek.,görmezden gelecek kadar sevildiği düşüncesinin karşısındaki göz yaşları olur.Düşünsenize bir ürününüz var ve insanlar onun için çevresindeki insanları takmıyor,yeri gelirse üstüne basıp o ürüne ulaşmak için her şeyi yapıyor.Biraz zalimce gelse de hiç de yabana atılıcak bir olay değil.Çok güzelde bir ölçüm aracı ürün performansı ve beğenilirliği açısından bence takdire şayan.-Alkış!-
Tabi Burger King Türkiye’de bunu yapmak isterse biz Türklerin pratik zekasını unutmasın sakın ki hemen aklıma fake arkadaş silme operasyonları geldi.Düşününün arkadaşlarınızla anlaşıp onlara da bunu anlatıp daha sonra her gün silip silip tekrar ekleme ile ne kadar whooper yiyebilirsiniz ki aslında ona da olursa olsun denilebilir.İnsanlar yine bu ürün için kafaları kullanıp ulaşmaya çalışıyor ki bu da sevildiğinin göstergesidir.Fakat umarız ki bunu yapan arkadaşlar insan gibi yiyorlardır yoksa Burger King yıllık cirolarında bir düşüş görebilirler,istatistikleri bozan zaman aralığı da bu kampanya dönemi olabilir.
(Not:Bu blogu okuyan arkadaşlarım eğer Türkiye’ye bu kampanya gelirse neden beni facebook arkadaşlarından sildin sorusuna cevap bulmuş olsunlar şimdiden,hepsini Burger King de bekliyor olucağım whooper’lar benden diyorum ;)
Pazar, Mayıs 24, 2009 Etiketler: onur ozten 3 Comments
‘İstikbal Göklerdedir’ M.Kemal Atatürk
Yazıya başlık bulmaya çalışırken aslında biraz düşündüm ki bahsedeceğim kişi ki aslında ben de yakinen tanımıyorum sadece uzaktan görmüşlüğüm fakat zaman zaman aralıklarla gözlemlemişliğim vardır.Lafı fazla uzatmadan nedir bu yazımın konusu anlayacaksınız.
Gün geçmiyor ki günümüzde bizim güzel halkımız yeni yeni birçoğu insana saçma gelen iş kolları bulsun değil gerçek anlamıyla yaratsın.Neden yaratsın diyorum,çünkü eşi benzeri başka hiç bir alemde, memlekette görülmemiştir.Ama bazıları var ki gerçekten bir girişimcilik harikası ve büyük bir pazarlama ustalığı gerektiriyor.Ha tabi benim bahsettiğim bu tür işler bir Cocacola C.E.O. sunun yarattıkları değil,yurdum insanının kendi çabalarıyla oluşturduğu minimum sermaye ona keza maksimum kazançlı yani az parayla çok iş mentalitesinde olan
işler.
Kimileri gökyüzüne bakıyor kimileri de yerde köpek yavrularına ama ailelerden illa bir üye orada bisikletiyle durmakta olan adama bir soru soruyor illaki.İşin rengi yavaş yavaş bende şekillenmeye başladı.Gökyüzüne bakan kişilerin hepsi de bisiklete bağlanmış bir ucu da küçük bir çocukta olan rengarenk uçurtmalar.Yerdeki yavru köpekler de bisikletin arkasında ufak bir kutudan çıkanlar.Peki bu adam ne yapmış?Süper yaratıcı ağabeyimiz 3 4 adet uçurtma alarak bunları en çok küçük çocuğun olduğu mükemmel bir alanda sallandırıyor.Yer olarak mükemmel çünkü yakınlarda bir çocuk parkı var ve ailelerin oturup denize karşı keyif yaptığı bir alanda vakit geçirmek için güzel bir yer ki takdir edersiniz ki uçurtma 2 dakika da uçurup biten bir eğlence değildir.Daha sonra ağabeymiz uçurtmaları kendisi orada da yapıyor ayrıca ki maliyeti ne kadardır siz söyleyin ama onları bir güzel kiralıyor hem de kaç kişiye isterse de satıyor.Fiyat sanırım çok uçuk değil ama ortalamanın üstünde ki bostanlı kişi bakımından yıllık gelirleri belli bir seviyenin üstünde.Onun dışında ağabeymiz pazarlama stretejisi olarak bir kaç yöntem kullanıyor.Onlardan bir tanesi bir reklam yıldızı olan oğlu.Oğluna bir uçurtma vererek o alan içerisinde ,özellikle de çocukların çok olduğu, sevinç içerisinde oynamasını ve de diğer çocuklar eğer isterse uçurtmayı vermemesini tembihliyor.(Bunu nereden anladın derseniz,reklam yıldızımız diğer çocukların çok yakınında uçurtmayla eğleniyor ve diğer çocuklar istediğinde olmaz diyerek babasının olduğu yeri işaret ediyor ve sanırım ‘oradan aldım,git ordan al!’ anlamında)Bu gerçekten işe yarıyor gözlemlerime göre ki annesinin babasının kolunda tutan o tarafa hücum ediyor. Ağabeyimiz aynı zamanda ürünlerini ihtiyaçları ve beğenileri gözeterek çeşitlendirmiş ve de birbirleri için reklam ürünü olarak da kullanmış.Diğer ürünü de önceden de bahsettiğim gibi yavru köpecikler.Bunlar uçurtmaya müşteri çekmek verimli alan yaratmak için konulmuş pazarlama gereçleri.(Böyle biraz ürün gibi bahsediyorum ama konu ile alakalı böyle kullanmam gerekiyor yoksa hayvanları hepimiz seviyoruz,ben özellikle köpekleri çok severim yanlış anlaşılmasın)Direk bir ilgi topluyor siz de takdir edersiniz ki daha sonra fiyatlar ya da nerede bakılacağıyla ilgili sorunlar ortaya çıkıyor ve bahaneler sıralanıyor çocuğa belki anlamıycağı ama daha sonra bir kandırmaca aklını çeliyor küçüğün ‘Oğlum bak onu şimdi alamayız ama gel buradan uçurtma uçuralım seninle hadi!’ diyerekten belki hepsinin değil ama bir çoğunun aklı uçurtmayla uçuveriyor.
İşte akşamüstü başlayan bu gözlemim havanın kararmasıyla yavaş yavaş beni kendime getirdi uçurtmalar yavaş yavaş inerken.İşte o anda gökyüzünden yavaşça inen bir uçurtmayla beraber aklıma yüce önderimizin sözü ‘İstkbal göklerdedir!’ geldi ki bu sözü hergün kendine uçurtmacı ağabeymiz söylüyor ve geleceğini buradan kazanmaya çalışıyor.Teşekkürler uçurtmacı abi.

Pazar, Mayıs 24, 2009 Etiketler: onur ozten 1 Comments



